Çocukluk Özlemi: Çocukluk Neden Özlenir?

Son yıllarda sadece bana mı oluyor, bilmiyorum. Ama çocukluk günlerini ve geçmişi daha çok özlediğimi hissediyorum. Yalnız olmadığımdan da eminim çünkü hepimizin ağzında artık “Eskiden daha güzeldi.” , “Çocuk olmak vardı.” lafları… İçimizdeki çocuğu da hep yaşatmaya, ara sıra ortaya çıkarmaya çalışıyoruz, belki bu yüzden. Edip Cansever’in de dediği gibi “Gökyüzü gibi şu çocukluk, hiçbir yere gitmiyor.” Ama kalmıyor da eskisi gibi. Peki, neden özlüyoruz bu kadar? Neden hep geçmişe, çocukluğun telaşsızlığına özlem duyuluyor?

Çocukluk Anıları Kolay Unutulmuyor

Özlem duygusunda hepimiz aynı fikirdeyiz. Ama güzel bir çocukluk geçirmemiş olanlar bile geçmiş günleri, çocukluklarını özleyebiliyor. Bunun en önemli nedeni, her şeyden önce çocukluk anılarını net bir şekilde kaydetmemiz ve kolay kolay unutmamamız. Hayat boyunca ilk deneyimler, doğal olarak, çocukluk döneminde kazanılanlardan oluşuyor.

Çocukluk döneminde yaşanan deneyimler ile ilgili beyinde yeni bir model oluşturuluyor ve ayrıntılı olarak işleniyor. Kayıt altına alınan bu deneyimlerden sonra kazanılan yenileri ise tanıdık gelebiliyor ve beyin otomatik olarak geçiyor. Yani detaylı olarak kayıt etmeye gerek görmüyor. Durum böyleyken de çocuklukta kazanılan ilk deneyimler daha güçlü kalıyor. Hafızada daha net kalan bu anıların izleri ise özlem duygusunu tetikleyebiliyor. Çocukluğa duyulan özlem, daha çok geçmiş günlere değil de deneyimlere oluyor böylece.

Neden Çocukluğa Dönmek İsteriz?

Çocukken her şeye sahip olmak isterdik. Büyüdük, şimdi her şeyden uzak olmak için hep çocuk kalmak istiyoruz.” demişti, Paulo Coelho. Hayatın telaşını kapıldıktan ve yorgun düştükten sonra hep aramaz mıyız, o günleri?

Çocukluk özleminin altında yatan sayısız neden olabilir. Büyüdükçe artan sorumlulukların ağır gelmesi, maddi sorunların artması ya da sağlığın bozulması gibi pek çok neden eski mutlu, sorunsuz ve sağlıklı günlerin özleminiz çekmemize yol açabilir. Tüm bunların dışında sadece psikolojik nedenler ya da karamsar bir ruh hali bile geçmiş özlemini tetikleyebilir.

Yaşanmamış bir çocukluğa karşı derin bir özlem duyabildiğimiz gibi güzel geçirilen bir çocukluğun sonunda, kaybedilen zamanları da arayabiliriz. Kendi içinde muhteşem bir tezatlığa sahip olan bu olayın anlaşılması zor ama bir o kadar da tanıdıktır.

Geçmişi Özlemekten Vazgeçmek

Geçmişi özleme ya da geçmişe dönme isteği, temelde eskiden kim olduğumuz ve şimdi kim olduğumuzu anlamaya çalışmamızdan ibarettir. Bu arayış biraz da kendimizi arayış olduğu için özlem duygusunun hafiflemesi ya da tümüyle yok olması zor olacaktır. Öte yandan geçmişe duyulan özlem, yaş aldıkça artsa da değişimin kabul edilemediği durumlarda daha fazla ortaya çıkabilir. Ancak geçmişin içinde hapsolmak ve her gelen günde geçmişin izlerini aramak, yerinde saymaktan bir adım öteye götüremiyor insanı. Bu da sonsuz bir döngünün içine sokuyor, önünde sonunda.

Geçmişi özlemenin en önemli nedenlerinden biri olan gelecek kaygısı ise bu sorunun şiddetini arttırmaktadır. Geleceği için umudunu yitiren ya da panik duygusuna yenilen çoğu kişi, geçmişte yaşamayı güvenli bulabilir. Bu durum, kısa vadede önemsiz görünse de büyük çıkmazların oluşmasına zemin hazırlayacaktır.

Geçmişi özlemekten vazgeçmek, bazı zamanlarda yalnız çözebileceğimiz bir problem olmaktan çıkar. İşte böyle durumlarda, her zaman için yardım almayı düşünmek ve destek almanın gücüne güvenmek gerekir. Tüm sorunların çözümünü tek başına bulamayabiliriz, üstelik bulmak zorunda da değiliz. Güzel bir gelecek ve mutlu bir hayat için geçmişin öykülerini geleceğe taşımalı, ancak sınırlarından kurtulmalısınız.

Yorum bırakın